Çin'de "Fa-kia" adıyla meşhur bir Yasacı Okul vardı. Bu okul mensuplarına göre; insan tabiatı bencil, çıkarına düşkün ve kötüydü. İnsanlar ancak devlet gücü olan yasalarla ve cezalarla denetim altına alına bilirlerdi. Sıradan insanlar kendilerini iyi bir biçimde yönetecek kadar akıllı varlıklar değildi. Onun için elit ve ehil bir zümre tarafından yönetilmeleri (bir başka ifadeyle güdülmeleri) icap ediyordu. Halkın ise iki görevi vardı: çiftçilik veaskerlik.
* Bu okulun klasiklerinden olan bir külliyata göre halkı yönetmek kolaydı, çünkü halk aptaldı; yasalar yoluyla bu kolayca başarılabilirdi, yeter ki açık ve anlaşılması kolay olsun.
Her şey devleti güçlendirmek ve güçlü tutmak içindi. Devletin çıkarları neyi gerektiriyorsa doğru olan oydu. Devlet her şeyi kontrol etmeli; kişiler devletin/yasaların öngördüğü dışında bir düşünce ve inanca sahip olmamalıydı. Farklı düşüncelere müsaade edilmemeli, bunlar yasaklanmalıydı.
Eğer halk yönetimden daha güçlü ise devlet güçsüz olurdu. Devletin güçlü bir ordusu olmalı ve bu sayede devlet halktan daha güçlü olmalı, gücünü her yerde hissettirmeliydi.
Bu okula mensup düşünürler, kendi dönemlerindeki devlet adamlarını etkileyerek veya bizzat devlette görev alarak -belki de- dünyanın ilk bürokratik, totaliter/militarist devletini kurmuşlardı. Ancak bu girişim müthiş bir başarısızlıkla sonuçlandı. İmparator Shih Huang-ti'nin (M.Ö. 259-210) ölümü, hem kendi hanedanının, hem de Yasacı okula mensup düşünürlerin devlet yönetimindeki etkinliklerinin sonu oldu.
Kurucusu olduğu ve ON BİN NESİL DEVAM EDECEK dediği, devlet ve hanedanı, halkın ayaklanması sonucu kendisinin vefatından çok değil, sadece beş yıl sonra yıkıldı. Vefatından sonra, güçlerini onun iktidarından alan Yasacı Okul mensuplarının fikirleri tamamen terk edildi. Yaptıkları sert ve zalim uygulamalar ve aşırılıklar tarihe bıraktıkları acı bir miras olarak kaldı.
Not: Metin, İbrahim Erol Kozak'ın Hukuk Felsefesi adlı eserinden küçük tasarruf ve kısaltmalarla alıntıdır.
Osman GÜMAN, 28 ŞUBAT 2016
Yorumlar
Yorum Gönder