Kur'an-ı Kerim, belirli bir coğrafyaya, belirli bir dönemde ve belirli muhataplara inmiş ve onlara BİR mesaj iletmiştir. Dolayısıyla bir tefsir faaliyeti iki aşamalı olup yorumcunun vazifesi, birinci aşamada metin içi ve metin dışı bağlamlar yardımıyla otantik/tarihsel anlamı tespit etmek, ikinci aşamada ise bu anlamdaki tarih üstü ve genel geçer mesajı çıkarmaktır. Metin içi ve metin dışı bağlamları ve tefsir literatüründe ayetler için takdir edilen anlamları toptan devre dışı bırakarak salt metin düzeyinde yapılacak her türlü tefsir faaliyeti tahrifin daniskasıdır.
İsmi lazım değil, dün gece ekran vaizlerinden biri, zekatın sarfedileceği kişilerin sıralandığı Tevbe suresi'nin 60. ayetini yorumlarken "yolda kalmış" anlamına gelen "ibnü's-sebîl" ifadesini güya evrensel (!) bir yoruma tabi tutarak bu ifadenin günümüzde "yolda kalmış projeler" anlamında anlaşılabileceğini ballandıra ballandıra ifade etmiş ve böylelikle Kur'an mesajına evrensel bir içerik kazandırılacağını iddia etmiştir. Sadece anlamı değiştirmekle kalsa iyi, bu yorum zekât kurumunun işleyişini kökten değiştiren bir tahriftir.
Günümüzde Kur'an'ın eski anlamını beğenmeyip bu kabilden türedi anlamlar giydirme adeti, maalesef günbegün artarak devam etme eğilimindedir.
Evvel yoğ idi, işbu âdet yeni çıktı!
Yorumlar
Yorum Gönder