Klasik
literatürde hangi ilmin eşref-i ulum; yani ilimlerin en şereflisi, değerlisi
olduğuna dair bir tartışma vardır. Günümüzde de bu tartışmanın hala
sürdürüldüğü söylenebilir. Bu tartışmada iddia için bir takım gerekçeler ileri
sürülse de genellikle insanlar kendi uğraş alanları neyse onun diğerlerinden
daha önemli olduğunu savunur. İşte eşref-i ulûm tartışması konusunda
Abdülkahir Cürcânî bakın nasıl bir değerlendirme yapıyor:
"Herkes
kendini sever. Kimse kendine toz kondurmaz. Bundan dolayı herkes hünerini
sergileyebildiği ilim dalını diğerlerinden üstün tutar. Nasipsiz olduğu ilim
dallarında ise kusur arar, onlarla uğraşan kişilere tepeden bakar ve onları
habire eleştirir.
Bu
noktada insanlar türlü türlüdür. Kimi var ki boğazına kadar kadar heva ve
hevesine batmış ve diğer ilimleri eleştirmekte zulmün son sınırına
dayanmıştır. Kimi de var ki kararsızdır, zulüm ile insaf arasında
yalpalar. Gâh diğer ilimlere haksızlık eder, gâh âdil olası tutar ve yerinde
bir değerlendirme yapar.
Zulümden
tamamen sıyrılıp hep âdil olan ve bütün değerlendirmelerinde aklın ilkelerine
bağlı kalan birini bulmak ise hemen hemen imkânsız gibidir. Bu böyledir; çünkü
ilim bir meziyettir, yüce bir mertebedir. İlim sevgisi, insan doğasında saklı
bulunur. İlmin üzerine titremek fıtrîdir. Bütün insanların hemfikir olduğu bir
şey varsa o da bilgisizlikten daha büyük bir kusur olmadığıdır. Şu halde
insanların, kendi uğraş alanı dışında kalan ilimlere hasım kesilmesi esasında
uğraş alanlarına duydukları aşırı sevgiden ve onun üzerine titremekten neş’et
eder."
(Abdülkahir Cürcanî, Delailü'l-İ'caz & Sözdizimi ve Anlambilim)
Osman
Güman, 26 Ocak 2016
Yorumlar
Yorum Gönder