Okumak, kişisel gelişim için kuşkusuz önemli bir araçtır; ancak ondan daha önemlisi neyi niye okuyacağını bilmektir. Kitap okuma saikleri kişiden kişiye değişkenlik arzeder. Mesela bir öğrencinin ders kitabını okumasındaki saik, -istisnalar müstesna- bilgi devşirmek ve kendine bir şeyler katmak değil; dersin sınavından geçmektir. Bir tez veya makale yazarının saiki araştırma konusu için malzeme devşirmektir. Bir makaleye hakemlik yapan veya tez savunmasına katılan bir akademisyenin saiki ise okuduğu makalede gördüğü yapısal eksiklik ve bilgi yanlışlarını tespit etmektir. Bir kitabı hangi saikle okuduğumuzu altını çizdiğimiz cümleler belirler. Bundan dolayı bir öğrencinin sınava çalışırken altını çizdiği cümlelerle, makale yazan ya da bir makaleye hakemlik yapan kişinin altını çizdiği cümleler farklılık arzeder. Bir kitabı bütünüyle değil, bu şekilde belli bir amaca matuf olarak okumaya "seçmeci okuma" adı verilebilir.
Son dönemlerde seçmeci okumanın moda haline gelmiş bir varyantı gün yüzüne çıkmış ya da önceki dönemlere göre daha belirgin bir karakter kazanmıştır ki buna verilecek en güzel isim "operasyonel okuma" veya "yargıç okuması"dır. Bu okumada amaç, okunan kitaptan bilgi devşirmek değil; kitabı veya yazarını mahkum edip ipliğini pazara çıkarmaktır. Bu okur tipi, okuma esnasında yargıç postuna kurulur, tek taraflıdır ve kendini kitapla karşılıklı etkileşime kapatmıştır. Yazarın ne dediği veya ne demeye çalıştığı onun için hiç mi hiç önemli değildir. Önemli olan, yazarın açığını yakalamak ve yakalayınca da golü doksana çakmaktır. Cımbızı eline alıp yazının en kullanışlı kısmını güzelce bir kesip biçer ve içeriğe uygun bir fotoğrafla kompoze eder. Artık yazı, facebook ve twittter gibi mahfillerde itibar katli için servis edilmeye hazırdır. Yazısını paylaşıp koltuğuna kurulur ve ellerini ovuşturarak muhteşem bulgularını tasdik edecek ve kendisine alkış tutacak takipçilerini beklemeye başlar.
Acı ama gerçek! Hal-i pür-melâlimiz.
Yorumlar
Yorum Gönder