Şu bayram gününde böyle bir tartışma başlığı açmak hiç aklımdan geçmiyordu. Ne var ki dün gördüğüm bir paylaşımda Murat Bardakçı'nın "Tarihin Arka Odası" programında bu konunun gündeme geldiğini ve bir de Bardakçı'nın bu konuya dair bir yazı yazdığını öğrendim. Bardakçı özetle kelimenin eski Türkçe'de aynı harflerle yazıldığını ve doğrusu "şükür bayramı" iken yanlış okunarak "şeker bayramı"na dönüştürüldüğünü söylüyordu. Ben de milletin nabzını tutup kendi kanaatimi paylaşmak amacıyla bu tartışmayı açtım.
"Şeker bayramı" ifadesine karşı muhafazakar camiada inanılmaz bir alerji vardır. Çünkü onlara göre şeker bayramı, dine mesafeli duran laik kesimin dini bir terim olan Ramazan bayramı ifadesini kullanmamak ve bayramın kadrini tenkis etmek için uydurdukları bir şeydir. Ramazan bayramı şeker değil; şükür bayramıdır.
Yaptığım paylaşıma gelen tepkiler ilginçti. Kimileri "şeker mi yazıyor, yoksa yanlış mı görüyorum" diye gözlerini ovalama ihtiyacı hissederken kimileri de kelimenin şükür olduğunu düşündüler ve Bardakçı'nın yazısıyla ilişki kurdular. Kimileri de bağlamın "şekere" pek müsait olduğunu görmekle beraber yine de gösterilen tepkinin haklı olduğunu ve bu bayramın bu şekilde adlandırılmasının siyaseten doğru olmadığını ifade ettiler.
Metindeki kelimenin şükür değil; şeker olduğu son derece açık olup bu, kullanımın Cumhuriyet dönemine indirgenemeyeceğini göstermesi açısından önemli bir noktadır. Bardakçı'nın "ortak yazılışa sahip olan kelimenin yanlışlıkla şeker okunduğu" şeklinde ızhar ettiği kanaat isabetsizdir. çünkü 90'lı yıllara gelinceye kadar kullanım hep bu şekilde olup muhafazakar camiadan gelen tepkinin mazisi 30, bilemedin 40 yıldan öteye geçmez. (Daha önceki dönemde şükür bayramı şeklinde elinde bir bilgisi, belgesi olan varsa paylaşmasını beklerim.) Osmanlıca'da شكر yazıldığına ve insanlara bunu yaklaşık 90'lı yıllara kadar hep bu şekilde söylediklerine göre Bardakçı'nın yanlış okuma iddiası sağlam bir temele dayanmaz. Çünkü kitaplar genellikle halkın kullanımını esas alır.
Ancak burada bir hususa daha işaret etmek yerinde olur. Zihni Efendi, dört ilmihal telif etmiş olup bunlardan yalnızca kendi ifadesiyle "küçük hanımlar"a hitap eden ilmihalinde "şeker bayramı" kullanımına yer vermiş, diğer ilmihallerinde ise "iyd-i fıtr" şeklinde ifade etmiştir. Bu, "şeker bayramı" kullanımının genel olmadığını ve oruca yeni başlayan küçük çocuklara bayramı sevdirme amacı güdüldüğünü göstermektedir. Osmanlı döneminde sadece çocuklara özgü olmayıp halk arasında bu kullanımın mevcut olması da mümkündür.
Hasılı, tamam şeker bayramı demeyelim; ama bu kadar da tepki göstermeyelim. Kavramların ve sosyal olguların sabahtan akşama değişmediğini ve oluşmadığını bilelim. Her meselede Cumhuriyet dönemini günah keçisi yapmayalım ve eleştirdiğimiz meselenin Osmanlı'da uzantıları olup olmadığını bir araştıralım.
Not: Bu satırların sahibi bugüne kadar hiç kimsenin "şeker" bayramını kutlamamış; bununla birlikte şeker bayramı diyenlerde de bir art niyet aramamıştır.
"Şeker bayramı" ifadesine karşı muhafazakar camiada inanılmaz bir alerji vardır. Çünkü onlara göre şeker bayramı, dine mesafeli duran laik kesimin dini bir terim olan Ramazan bayramı ifadesini kullanmamak ve bayramın kadrini tenkis etmek için uydurdukları bir şeydir. Ramazan bayramı şeker değil; şükür bayramıdır.
Yaptığım paylaşıma gelen tepkiler ilginçti. Kimileri "şeker mi yazıyor, yoksa yanlış mı görüyorum" diye gözlerini ovalama ihtiyacı hissederken kimileri de kelimenin şükür olduğunu düşündüler ve Bardakçı'nın yazısıyla ilişki kurdular. Kimileri de bağlamın "şekere" pek müsait olduğunu görmekle beraber yine de gösterilen tepkinin haklı olduğunu ve bu bayramın bu şekilde adlandırılmasının siyaseten doğru olmadığını ifade ettiler.
Metindeki kelimenin şükür değil; şeker olduğu son derece açık olup bu, kullanımın Cumhuriyet dönemine indirgenemeyeceğini göstermesi açısından önemli bir noktadır. Bardakçı'nın "ortak yazılışa sahip olan kelimenin yanlışlıkla şeker okunduğu" şeklinde ızhar ettiği kanaat isabetsizdir. çünkü 90'lı yıllara gelinceye kadar kullanım hep bu şekilde olup muhafazakar camiadan gelen tepkinin mazisi 30, bilemedin 40 yıldan öteye geçmez. (Daha önceki dönemde şükür bayramı şeklinde elinde bir bilgisi, belgesi olan varsa paylaşmasını beklerim.) Osmanlıca'da شكر yazıldığına ve insanlara bunu yaklaşık 90'lı yıllara kadar hep bu şekilde söylediklerine göre Bardakçı'nın yanlış okuma iddiası sağlam bir temele dayanmaz. Çünkü kitaplar genellikle halkın kullanımını esas alır.
Ancak burada bir hususa daha işaret etmek yerinde olur. Zihni Efendi, dört ilmihal telif etmiş olup bunlardan yalnızca kendi ifadesiyle "küçük hanımlar"a hitap eden ilmihalinde "şeker bayramı" kullanımına yer vermiş, diğer ilmihallerinde ise "iyd-i fıtr" şeklinde ifade etmiştir. Bu, "şeker bayramı" kullanımının genel olmadığını ve oruca yeni başlayan küçük çocuklara bayramı sevdirme amacı güdüldüğünü göstermektedir. Osmanlı döneminde sadece çocuklara özgü olmayıp halk arasında bu kullanımın mevcut olması da mümkündür.
Hasılı, tamam şeker bayramı demeyelim; ama bu kadar da tepki göstermeyelim. Kavramların ve sosyal olguların sabahtan akşama değişmediğini ve oluşmadığını bilelim. Her meselede Cumhuriyet dönemini günah keçisi yapmayalım ve eleştirdiğimiz meselenin Osmanlı'da uzantıları olup olmadığını bir araştıralım.
Not: Bu satırların sahibi bugüne kadar hiç kimsenin "şeker" bayramını kutlamamış; bununla birlikte şeker bayramı diyenlerde de bir art niyet aramamıştır.
Yorumlar
Yorum Gönder