Bu sabah Araf suresinde Hz. Lut'un ahlaksızlıkta dibe vurmuş olan kavmiyle diyaloğunu okurken günümüzde bu tip ahlaksızlık hareketlerinin neden beşeri bir ahlâk teorisini değil de dinleri ve özellikle de İslam dinini kendilerine hedef seçtiklerini düşündüm ve şöyle bir kanaat hasıl oldu:
Ahlâkın kaynağını ilahî kabul etmeyen beşerî ahlak teorileri, her ne kadar doğru söylemenin ve adaletin iyi olması; yalan söylemenin, kıskançlığın ve haksızlık yapmanın kötü olması gibi bütün insanlık tarafından ortak bir değer olarak paylaşılan bir takım ahlâkî ideler üzerinden başarılı bir şekilde sunulabilse de, son kertede fuhuş, zina vb. dinler tarafından gayrimeşru kabul edilen bir takım ayrıntılara inildiği zaman sözü edilen "beşerî ahlâk" amorf ve subjektif bir karaktere bürünür. Çünkü "sana göre ahlâkî olmayan bir şey bana göre pekâlâ ahlâkî olabilir."
Ahlâkta subjektiflik ise otoriteyi berhava eder ve bu noktadan sonra kimsenin yaptığı şey hakkında "bu ahlâkî değil!" itirazı ileri sürülemez.
Ahlâkta subjektiflik ise otoriteyi berhava eder ve bu noktadan sonra kimsenin yaptığı şey hakkında "bu ahlâkî değil!" itirazı ileri sürülemez.
Bundan dolayı beşerî ahlâk teorilerinin hiçbiri bu tip gayri ahlaki yapılar için bir risk teşkil etmez; çünkü "bana göre ahlâkî" teziyle rahatlıkla bertaraf edilebilir; en azından bir miktar mücadeleden sonra karşı taraf ikna edilebilir.
Kaynağının ilahi olduğunun kabul edilmesi halinde ise ahlâk, subjektiflikten sıyrılıp değişmeyen, değişmesi teklif dahi edilemeyen bir takım sabiteler kazanır ve böylece yukarıda ifade ettiğim ne idüğü belirsizlikten çıkar. Dolayısıyla ahlâk için İslam gibi ahlâka son derece önem veren bir dini referans alan toplumlarda din, bu tip yapılar için en büyük tehdidi oluşturur ve bu sebeple her fırsatta dine hücum ederler. Çünkü istediklerini elde edebilmeleri, ya dini tamamen saf dışı bırakmaya ya da en azından zayıflatmaya bağlıdır.
Sözün özü, Charlie Hebdo ve onur (!) hareketi gibi oluşumların kendilerine hep dinleri hedef seçmesi, bir miktar kafa yorulduğunda ahlâkın gerçekte kaynağının ne olduğuna; yani ilahiliğine işaret eder niteliktedir. Gerisi entellektüel fanteziden ibarettir.
Yorumlar
Yorum Gönder