Ana içeriğe atla

DAYAK CENNETTEN ÇIKMA (MI)?

Üniversite yıllarında bir süre aynı odayı paylaştığım hafız bir arkadaşım bir gün bana "İnanır mısın Osman, hafızlığı tamamladığımdan bu yana henüz Mushafa elimi sürmüşlüğüm yoktur" demişti. Ben, "Maşallah, demek o kadar sağlam hafız olmuş (!)" diye aklımdan geçirirken ekledi: "Tek başıma bir camide âdetâ hapis hayatı yaşıyordum. Caminin penceresinden çocukların türlü türlü oyunlar oynadığını izlerdim; ama çıkıp onlarla birlikte oynamama izin verilmezdi. Hafızlık yaptığım süre zarfında Kur'an okumaktan o kadar soğudum ki sonrasında elim Mushafa bir türlü gitmedi."
Sakarya'da bir Kur'an kursu hocasının öğrencisini dövdüğü görüntüleri izleyince aklıma arkadaşımın bu anısı geldi ve demek ki Kur'an kurslarında hâlâ ters giden bir şeyler var diye düşündüm. Şimdi bu sözünü ettiğim arkadaşın ve onunla aynı kaderi paylaşan nicelerinin elinin mushafa gitmemesinde vebal kimin sizce!
Kanaatim, şimdiki Kur'an kurslarında eğitimin 20-30 yıl öncesine nispetle çok daha iyi şartlara kavuştuğu yönündedir; ama görünen o ki eskinin hoca bozuntuları, az da olsa hâlâ mevcuttur. Artık bu hoca kılıklı gaddar şehir eşkıyaları ivedilikle tespit edilmeli ve bütün eğitim kurumlarından derhal uzaklaştırılmalıdır. Çünkü bunların yaptığına eğitim değil; dense dense "öğütüm" denir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KAŞ YAPAYIM DERKEN

İsmi bende mahfuz bir arkadaş, İslam diniyle tanışma sürecini anlattığı bir mektup göndermiş. Evvel emirde çok da İslamî olmayan bir hayat sürerken İslam dinine dair kendisini bir merak sarması üzerine bilgilenmek amacıyla dine dair bir takım kitaplar okumaya başlayınca farklı cemaat ve gruplara mensup arkadaşlarının güya iyiliği için yaptıkları müdahaleler yüzünden nasıl bir o yana, bir bu yana savrulduğunu ve bu cendereden kurtulmak için çareyi yabancı bir davetçinin videolarını izlemekte bulduğunu söylüyor. Bu arkadaşımız lütf-i ilahî ile bir yolunu bularak bu sancılı süreçten kurtulup sahil-i selamete çıkabilmiş? Peki ya çıkamayanlar, "sizin dininize de, size de..." diyerek gerisin geriye eski hayatına dönenler, yanlış yönlendirmelerimiz yüzünden göz göre göre ateizmin kucağına ittiklerimiz, uçuruma yuvarladıklarımız? Söyler misiniz, bu vebal kime ait? Bir yanda son derece dar, dışlayıcı ve ötekileştirici bir ehl-i sünnet yorumu, öte yanda züccaciye dükkanına giren fil...

TARİH TEKERRÜRDEN İBARET

Sarıklı Türkçü namıyla meşhur Halim Sabit Şibay'ın "Ulema ve talebe-i ulum efendilere: ıslah-ı medaris münasebetiyle" adlı bir risalesinde ilginç bir pasaj gördüm. Yazar, Arapları kastederek şöyle diyor: "Maamafiyh, hallerine bakmadan bilumum urbân (araplar), kendilerini hakiki bir müslüman zannederek bir türk gördükleri zaman "nasranî" (hıristiyan) demeye cesaret ediyorlar. Demek oluyor ki biz bunlar ile beş altı yüz seneden beri bulunduğumuz halde k endimizin hak müslüman olduğumuzu bunlara anlatamamışız." Daha dokuz on sene öncesine kadar arap ülkelerine giden arkadaşların adeta ağız birliği ettiği bir husus vardı: "Camide birlikte namaz kılıyoruz. Camiden çıkınca tanışıyoruz ve bize "müslüman mısın?" diye soruyorlar. Böyle bir soruyla karşılaştığımda çok canım sıkılıyordu" diye anlatıyorlardı. Şükür ki biz, Ürdün'de bir iki istisna haricinde böyle bir şey tercübe etmedik ama belli ki bu hal yeni değilmiş ve tarih sürek...

HAVADAN NEM KAPMAK

Türkçede, aralarında bir takım nüanslar olsa bile hepsi bir tür alınmayı ifade eden pek çok kelime mevcut. Bir çırpıda akla gelenler şunlar: "Alınmak, kırılmak, gücenmek, gocunmak, incinmek, rencide olmak, küsmek, gönül koymak, darılmak..." Bunlar arasından özellikle gocunmak, içerdiği bir nükte ile dikkat çeker. "Sen neden gocunuyorsun!" ya da "Yarası olan gocunur." sözlerinde olduğu gibi gücenmenin durduk yere, sebepsiz gerçekleştiğini ya da şahsın kendisinde mevcut bir sebeple gerçekleştiğini sezdirir. Yakın anlamlı bunca sözcük olması gücenmenin çok yaygın bir olgu olduğunun göstergesidir. Yaygındır; çünkü bireyler arasında derece farkı olsa da insan, doğası gereği alıngandır. Bir sözünüzden, davranışınızdan, hatta gülüşünüzden öyle bir mana çıkarır ki çıkan manaya şaşırıp kalırsınız. Bir kısım alınganlıkların haklı sebepleri olsa da kâhir ekseriyeti,yanlış anlama kaynaklıdır. Çoğu zaman durduk yere alınmayı da beraberinde getiren yanlış anlamaya da...